Nem, nemlendirme kelimesini ne çok duyarız, değil mi? Peki nedir bu cildi nemlendirme meselesi tam olarak? Cildi nemlendiren malzemeler bunu nasıl yaparlar? Bu konuda nelere dikkat etmek gerekir? Hadi gelin bakalım:) Fazla teknik gelirse soru sormak serbest!
Geleneksel anlamdaki nemlendirmenin cildin üzerini örterek/kapatarak (occlusion) elde edildiği düşünülürdü. Ciltteki su, cildin altındaki tabakalarda bulunur, epidermisteki hücreleri beslemek için yukarıya doğru hareket eder, nihayetinde yüzeyden buharlaşarak ciltten ayrılır. Yapılan araştırmalar, hücreler arası yağlar (seramit, kolesterol, yağ asitleri) içeren stratum corneum’un cildin doğal nem tutucu/sağlayıcı mekanizması olduğunu göstermiştir. Ek olarak stratum corneum aynı zamanda aminoasitler, laktatlar, üre ve çeşitli elektrolitlerin doğal bir karışımını içerir ve bu karışım da suyu tutmaya yardımcı olur.
Cildin nem oranı %10’un altına düşerse cilt kurumaya başlar, bu durum stratum corneum yapısı tehlike altında demektir. Bilimsel olarak, nemlendirme tedavisi 4 önemli adımdan oluşur:
Nemlendirmenin 4 Önemli Adımı
Cilt bariyerinin yapılandırılması
Su içeriğinin arttırılması
Transepidermal su kaybının azaltılması
Cilt yağlarının bariyer özelliğinin arttırılması
Cildi Koruyarak/Bariyer Oluşturarak Nemlendirenler (Occlusives)
Occlusive olarak bilinen bu ürünler fiziksel olarak cilt üzerinde blok oluşturur ve transepidermal su kaybını önlerler. Vazelin (petrolatum) %5 oranında kullanıldığında bu işi en iyi yapan bileşenelerden birisidir. Benzer işlevi lanolin, mineral yağı ve bazı silikonlar da görür. Klasik nemlendiriciler olarak bilinen bu bileşenler her daim popülerdir.
Humektanlar
Humektanlar cilde uygulandığında suyu çekerler ve böylece stratum corneum’un nemlenmesini sağlarlar. Ancak bu su, transepidermal sudur, havadaki su değildir. Dolayısı ile bu ürünlerin sürekli kullanımı sonucu cilt daha da kuruyabilir.
Kimyasal olarak, tüm humektanların ortak özelliği hidroksil grubu içermeleridir. Bu gruplar hidrojen bağı yaparlar ve bu sayede suyu bağlarlar. Latince’de humectare nemlendirmek demektir. Bu bileşen sınıfına gliserin, sorbitol, propilen glikol, hekzilen glikol, butilen glikol, MP Diol, üre, AHA’lar ve diğer şekerler girer. Gliserin en sık kullanılan humektan olup %5’in üzerinde yapışkanlık yapabilir. Propilen glikol’ün kozmetiklerde %7.5’un üzerinde kullanımlarında güvenlik açısından soru işaretleri vardır. Hekzilen ve Bütilen glikol daha hafif cilt hissi verir, makyaj emulsiyonlarında bulaşmayı önleyebilir.
Kimyasal olarak, tüm humektanların ortak özelliği hidroksil grubu içermeleridir. Bu gruplar hidrojen bağı yaparlar ve bu sayede suyu bağlarlar. Latince’de humectare nemlendirmek demektir. Bu bileşen sınıfına gliserin, sorbitol, propilen glikol, hekzilen glikol, butilen glikol, MP Diol, üre, AHA’lar ve diğer şekerler girer. Gliserin en sık kullanılan humektan olup %5’in üzerinde yapışkanlık yapabilir. Propilen glikol’ün kozmetiklerde %7.5’un üzerinde kullanımlarında güvenlik açısından soru işaretleri vardır. Hekzilen ve Bütilen glikol daha hafif cilt hissi verir, makyaj emulsiyonlarında bulaşmayı önleyebilir.
Tüm glikol tipi humektanlar koruyucuların etkinliğini arttırabilirler (bakterilerin suyunu da çeker böylece bakteriler gelişemez.
Üre ve alfa hidroksi asitler (AHA) – humektan özelliklerinin yanısıra aynı zamanda kerolitiklerdir. Üre kerolitik özelliğini %20’lerden sonra gösterir. AHA’lar ise (glikolik asit, laktik asit) stratum corneum hücrelerinin yenilenmesini sağlar, cildi pürüzsüzleştirir.
Üre ve alfa hidroksi asitler (AHA) – humektan özelliklerinin yanısıra aynı zamanda kerolitiklerdir. Üre kerolitik özelliğini %20’lerden sonra gösterir. AHA’lar ise (glikolik asit, laktik asit) stratum corneum hücrelerinin yenilenmesini sağlar, cildi pürüzsüzleştirir.
Emolyenler ve Proteinler
Emolyenler cildin üzerindeki kabuk ve pürüzlerin arasını doldurarak cildi pürüzsüzleştirirler. Çok fazla uygulanmadığı takdirde occlusive/kapatıcı özellik göstermezler. Bir emulgator ile birleştiklerinde yağın ciltte tutunmasına yardımcı olurlar. Yapısal lipidler, kolesterol, yağ asitleri, squalane gibi yağlar emolyenlere örnektir.
Yağ asitleri ve yağ asidi alkolleri stearik, linoleik, linolenik, oleik ve laurik asitler – ayçiçek yağında, hindistan cevizi ve üzüm çekirdeği yağında bulunabilirler.
Seramitler: Yapısal lipitlerdir, cilt hücreleri arasında yer alırlar. Stratum Corneum’un su tutucu potansiyeli üzerinde etkilidirler. Multilamellar yapıyı oluşturma üzerinde büyük rolleri vardır. Doğal seramitlerin sentezlenmesi çok zordur. Ancak lakto-seramit gibi diğer seramitlerin elde edilmesi mümkündür.
Seramitler: Yapısal lipitlerdir, cilt hücreleri arasında yer alırlar. Stratum Corneum’un su tutucu potansiyeli üzerinde etkilidirler. Multilamellar yapıyı oluşturma üzerinde büyük rolleri vardır. Doğal seramitlerin sentezlenmesi çok zordur. Ancak lakto-seramit gibi diğer seramitlerin elde edilmesi mümkündür.
Proteinler: Emolyenler gibi iş görürler, cildi nemlendiren, besleyen ve kırışıklıkları gerdiren ve bu sayede su kaybını önleyen moleküllerdir.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder